Okul Mutfağında Olması Gereken Özellikler

Yemek yenilen bölümlerle, yemek pişirme ve bulaşık yıkama yerlerinin ayrı olması gerekir.
 Kullanılan kap, kacak uygun malzemeden yapılmalıdır. Bakırdan malzeme kullanılıyorsa kalaylanmasına dikkat edilmelidir. Plastik malzemelerin uygunluğu da sağlık yetkililerince onaylanmalıdır. Çizilmiş teflon tava ve tencerelerde kullanılmamalıdır.
 Etkin bir yangın söndürme sistemi ile gerekli araç gereçler olmalıdır. Bunun yanı sıra yangın hortum ve musluklarının uygun standartta ve kolay ulaşılır yerde olması gerekir.
 Patlayıcı ve yanıcı tüm malzeme kontrol altında olmalıdır. Yedek gaz tüpleri de bina dışında muhafaza edilmelidir.
 Mutfak pencereleri güney ve güneydoğuya bakmalıdır.
 Uygun baca ve havalandırma sistemi olmalı, düzenli olarak bakımı yapılmalıdır.
 Elektrik tesisatı, ıslanma ve kaçaklara imkan vermeyecek şekilde yapılmalıdır.
 Zemin kolay temizlenebilen uygun malzemeden yapılmalıdır.
 Atık giderleri zeminde göllenmeyi önleyecek biçimde yerleştirilmeli, mutfak içerisine pis su sızıntısı olmamalıdır.
 Mutfağın tavanı 2,5 m‟den alçak olmamalıdır.
 Mutfak alanının % 10‟undan fazlası ışık giren pencere alanı olmalıdır.
 Kapının pervazı 2 m‟ den yüksek olmalıdır.
 Eşik 25 mm‟den yüksek olmalıdır.
 Su tesisatının sızdırmaz özellikte olmasına özen gösterilmelidir.
 Muslukların, kaldıraç sistemi fotoselli olarak açılıp kapanır şekilde olması uygundur.
 Mutfak kapısının yanında, girişte el yıkamak için lavabo bulunması gerekmektedir.
 Mutfakta kullanılan araçlar, 70 desibelin üzerinde gürültü çıkarmamalıdır.
 Mutfağın alanı, yemekhanenin % 20-25‟i kadar olmalıdır.
 Mutfakta, en az 250 lükslük bir aydınlatma temin edilmelidir.
 Nem, % 40-70 sınırları arasında olmalıdır.
 Etkin bir havalandırma sistemi olmalıdır.
 Buzdolabı ya da zemini ızgaralı soğuk hava deposu bulunmalıdır.
 Meyve ve sebze yıkama havuzu olması gerekir.

Okul Mutfağı

Mutfak, yiyeceklerin hazırlandığı ve belli bir süre muhafaza edildiği yerdir. Okul mutfaklarından çok sayıda öğrenci ve personel yararlandığı için teknik ve hijyenik koşulları oldukça önemlidir.

İnsektisitlerle ilgili olarak dikkat edilmesi gereken noktalar

 Çocuklardan ve evcil hayvanlardan uzak tutulmalıdır.
 Yiyecek ve su kaplarının insektisite bulaşmamasına dikkat edilmelidir.
 İnsektisit kutuları ateşe atılmamalı, kutu ezilmemeli, ağzındaki
püskürtücü bölümün çıkartılmasına çalışılmamalıdır.
 Hangi cins insektisit olursa olsun bebeklerin ve çocukların uyuduğu
odalarda kullanılmamalıdır.
 İlaçlama sırasında saçlar örtülmelidir.
 İlaçlama yapan kişiler, daima bir önlük giymeli, ilaçlama sonrası
önlüklerini çıkarıp bol su ile banyo yapmalıdır.

Vektörlerin Konakçılara Yapmış Olduğu Etkiler

Entomofobi
Kişinin özellikle artropodların çok korkması nedeni ile meydana gelen ruhsal sorunlardır.

 Mekanik etki
Bir larvanın dar bir kanalı tıkaması nedeni ile ya da beyin dokusunda gelişmesi ile mekanik etki yaratır.

 Toksik etki
Vektör kan emdiği yere önce kendi salgılarını verir. Verdiği salgı o canlı için toksik etki yaratır. Örneğin kan emen bazı kenelerin salgıları, toksik etki göstererek konakçıda kene felci meydana getirebilmektedir.

 Travmatik etki
Birçok artropod konağın dokularında değişik derecede yaralar açar (uyuz böcekleri ve keneler vb.).

 Böcek larvalarının zararları
Başta diptera olmak üzere muhtelif tip böcek larvaları insan vücudunda barınarak zarar verebilir.

Vektörlerin Çevre Sağlığı şartları ile ilişkisi

Vektörlerin hemen hepsi hijyen açısından zayıf, organik birikintilerin bulunduğu ortamda kolayca yaşayıp üreye bilmektedir. Bu sebeple yeterli fiziki alt yapı ve iyi çevre şartları vektörel hastalıkların oluşmasını büyük ölçüde azaltmaktadır.
Vektör lerle mücadelede çeşitli şekillerde biyolojik ve kimyasal müdahaleden önce çevre sağlığı tedbirlerinin alınması şarttır. Çünkü vektörlerin üreme ve beslenme ortamları ortadan kaldırılmadan ne kadar ilaç kullanılırsa kullanılsın tam bir başarı sağlanamaz. Bu sebeple özellikle durgun suların ortadan kaldırılması, temiz suların ve kanalizasyonun kontrol altında tutulması, çöp ve atıkların kontrolü, konut ve yaşam şartlarının iyileştirilmesi mutlaka sağlanmalıdır.

Vektörlerin insan sağlığı açısından önemi

Vektörler, yüzyıllardan bu yana insan ve evcil hayvanları, gerek taşıdıkları hastalıklarla gerekse doğrudan ısırmak, sokmak ve kan emmek suretiyle rahatsız etmektedir.

Örneğin Orta Çağ Avrupa’sında veba salgınları, her iki dünya savaşının neden olduğu insan ölümlerinden daha fazla kişinin ölümüne yol açmıştır. Sıtma, tifüs, sarı humma, ensefalit gibi hastalıklar, gelişen teknolojiye rağmen birçok ülkede bile bugün tehlike oluşturmaktadır. Bu sebeple halk sağlığının korunması, yaşam kalitesinin iyileştirilmesi ve birçok bulaşıcı hastalığın etkin bir şekilde kontrol altına alınabilmesi için zararlılarla mücadele edilmesi zorunludur.
Ayrıca vektörlerle taşınan hastalıkların birçoğuna karşı aşı ile korunmak mümkün değildir. Bu yüzden tüm dünyada vektörel hastalıklar en önemli hastalık grubu içinde yer almaktadır. Gelişen teknoloji ile birlikte şehirleşmenin artması, konut yapımındaki gelişmelerle ve çevre sağlığı tedbirlerinin sıkı bir şekilde alınması vektör kaynaklı hastalıkların azalmasını sağlarken vektörel hastalıklar gelişmekte olan ülkelerde sorun olamaya devam etmektedir.
Vektörlerin insan sağlığına etkilerini şu şekilde sıralayabiliriz:
 Salgın hastalıkların taşınmasında rolleri büyüktür. Karasinek, sivrisinek, tahtakurusu, bit, pire ve fare gibi türler hasta kişilerden aldıkları etkeni sağlam kişilere bulaştırır.
 Isırmaları ile taciz nedeni olabilmektedir.
 Vektörlerle mücadelede kullanılan kimyasal maddeler önemli çevre kirliliğidir.

Pasif biyolojik bulaştırma

Vektörün vücudunda gelişen veya çoğalan parazitin farklı yollardan bulaşmasıdır.

Örneğin “hymenolopis nana”nın etkenini taşıyan pirenin tesadüfen yutulması ile yutan insanda bağırsakta erişkin parazit meydana gelir

Aktif biyolojik bulaştırma

Etken vektörün vücudunda çoğalır. Bu durum daha çok virüs ve bakteri hastalıklarında görülür. Örneğin vebalı fareden kan emen pirenin sindirim sisteminde yersinia pestis çoğalır ve pirenin soktuğu sağlam konaklara ( fare ve insanlara ) bulaştırır.
Parazit vektörün vücudunda gelişerek evriminde yeni bir yere ulaşır. Örneğin sivrisineğin fil hastalığı taşıyan (elefantiyaz) kimselerden kan emerek aldığı mikrofilaryaları çeşitli gelişme dönemlerinden geçerek 15-20 günde bulaşıcı şekle dönüşür.
Parazit vektörün vücudunda hem evrim geçirir hem çoğalır. Örneğin anofel cinsi sivrisinekler sıtmalı kimselerden kan emerek plasmodiumların olgunlaşmamış cinsiyet hücrelerini alır. Bunlar sivrisinekte olgunlaşır döllenme ve zigot oluşumundan sonra çeşitli dönemlerden geçerek çok sayıda sporozoit denen bulaşıcı şekiller meydana gelir. Sivrisineğin sağlam insanı sokarak sporozoitleri vermesi ile de sıtma bulaşır.

Biyolojik Vektörlük

Biyolojik vektörlükte hastalık etkeni vektör vücudunda bir çoğalma ve gelişme evresi geçirdikten sonra asıl konağa nakledilir. Örneğin sıtma etkeni olarak plasmodium türleri sivrisinek vücudunda bir çoğalma ve gelişme evresi geçirdikten sonra insanlara aktarır.
Biyolojik vektörlüğü de

Aktif biyolojik bulaştırma ve Pasif biyolojik bulaştırma diye iki bölümde ele alabiliriz

Pasif mekanik bulaştırma

Vektörün üzerine konduğu maddeden vücuduna ayaklarına ve kanatlarına bulaşan veya sindirim kanalına girdiği hâlde canlı olarak dışkısı ile atılan paraziti, sağlam konakların mukoza ve konjektivasına, yiyecek maddelerine, mutfak gereçlerine taşıyarak bulaştırmasıdır.

Örneğin insan dışkısına konan karasineğin vücuduna bulaşan entemoeba histolytica kistleri daha sonra besin maddelerine, mutfak eşyalarına ya da insanın dudaklarına ellerine taşınır. Aynı zamanda da karasineklerin organizmasında 24–48 saat canlı kalan aynı etken karasineğin dışkısı ile de taşınır.